Siz diyete değil, diyet size uysun!

Ketojenik diyet

Ketojenik diyet her ne kadar epilepsi hastaları için kullanılan bir diyet olsa da zamanla kilo vermede olan etkisi gözlemlenmiştir.
Ketojenik diyet

1920’lerde çocuklardaki epilepsi nöbetlerini azaltmak için kullanılmaya başlanmıştır.

Bu diyet; insülin seviyelerini düşürmekte, enerji kaynağımızı şeker yerine keton cisimcikleri olarak kullanmamıza yol açmaktadır. Vücutta enerji için kullanılacak olan karbonhidrat azalmış duruma gelmiş olur ve bu sayede yağlar yakılmaya başlanır. Bu durum vücutta ketozis durumunu oluşturur.

Her ne kadar epilepsi hastaları için kullanılan bir diyet olsa da zamanla kilo vermede olan etkisi gözlemlenmiştir.

13 çalışmanın toplandığı bir derleme çalışmasına göre; düşük karbonhidratlı ketojenik diyet uygulanmış bireylerde, yüksek karbonhidrat, düşük yağlı bir diyet uygulanmış bireylere göre uzun vadede daha çok kilo kaybı görülmüştür. Ketojenik diyetin olumlu sonuçlarına dayanarak diyetisyenler ketojenik diyeti uygun bir şekilde danışanlarında uyguladığı gibi proteini artırılmış diyeti de uygulamaktadırlar.

Ketojenik Diyetin Temel Özelliği

Ketojenik diyetin temel özelliği; yüksek yağ, ortalama protein ve düşük karbonhidrat oranına sahip olmasıdır. Diyetin yaklaşık %75’ini yağ, %20’sini protein, %5’ini karbonhidrat oluşturur. Diyetin avantajlarına bakarsak; yüksek sağlıklı yağ içeriğine sahip gıdaları tüketebilmek, insülin direnci ve tip 2 diyabette olumlu gelişim, migren ataklarını geçirmede etkili olması, kanser, Polikistik Over Sendromu gibi rahatsızlıklarda yararlı olması, Alzheimer ve Parkinson hastalıklarına faydalı olması, travmatik beyin yaralanmalarında pozitif etkilere neden olması gibi maddeleri örnek verebiliriz.

Dezavantajlarına baktığımızda; baş ağrısı, yorgunluk, meyve, sebze, tam tahıllı gıdalar, kurubaklagillerden az bir diyet olduğu için lif alımında azalma, kabızlık, ağızda oluşan aseton kokusu, dehidrasyon, bilincin kararması, şeker alma isteği, egzersiz performansında düşme riski, diyetin yüksek yağ içeriğinden dolayı uzun vadede kalp sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sebep olabilmesi, böbrek hastalarında diyet uygulandığı vakit diyalize ihtiyaç duymalarına sebebiyet verebilmesi gibi örnekleri sıralayabiliriz.

Diyette; şekerli gıdalar, tahıllı gıdalar, meyve, sebze (özellikle kök sebze), şeker içermeyen fakat tatlandırıcı içeren gıdalar, sağlıksız yağlar ve alkol az bulunmaktadır. Ketojenik diyette sağlıklı yağlara ek olarak tüketebileceğiniz protein kaynaklarına örnek olarak; kırmızı et, biftek, tavuk, balık, (somon, uskumru, ton balığı gibi yağlı balıklar bu diyete çok uygundur) hindi, tam yumurta, yağlı süt ve süt ürünleri örnek verilebilir. Proteini artırılmış diyet uygulanması bireylerde tokluk hormonlarının vücuttaki çalışmasını olumlu etkilemesine, kilo kaybında olumlu gelişmelere, proteinin termik etkisinden ötürü metabolizmanın hızlanmasına, kas kütlesinin artmasına ve güçlenmesine, asidik içeriğinden dolayı kemiklerin güçlenmesine bu sayede ileri yaşlarda osteoporoz yaşama riskinin azalmasına sebep olur.

 Böbrek hastalarında riskli olduğu için tercih sebebi olmasa da, sağlıklı bireylerde böbreklere zarar vermediği görülmüştür. Ketojenik diyet, proteini artırılmış karbonhidratı azaltılmış diyetler uygulandığı zaman uzun vade olmadığı müddetçe olumlu etkilere sahiptir fakat uzun vadede beslenmemizdeki gıdaların sınırlı olmasıyla ve bazı sağlık problemlerine yol açma riski taşımasıyla sürdürülebilir değildir. Diyeti uygulamayı diliyorsanız; diyetin size uygun olup olmadığının belirlenmesi, diyetin uygulanma süreci ve süresi için bir diyetisyen eşliğinde ilerlemeniz yararınıza olacaktır.