Siz diyete değil, diyet size uysun!

Selülit tedavisi

Selülit genellikle kalça, uyluk ve karın bölgesindeki portakal kabuğu görünümü olarak tanımlanan girintili çıkıntılı bir estetik cilt problemidir. 
Selülit tedavisi

Selülit genellikle kalça, uyluk ve karın bölgesindeki portakal kabuğu görünümü olarak tanımlanan girintili çıkıntılı bir estetik cilt problemidir.  Deri altındaki birikmiş ve genişlemiş yağ hücreleri ile bağ dokusu arasındaki etkileşim sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir. 21 yaş üstü kadınların yaklaşık %85’i selülit probleminden şikayetçiyken bu durum erkekler arasında pek yaygın değildir.

Selülitin  nedenleri arasında yaş, genetik faktörler, hormonal değişimler, kolajen kaybı, hareketsiz yaşam, vücuttaki inflamasyon, kilo alımına bağlı artan yağ dokusu, hızlı kilo kaybı ve sağlıksız beslenme vardır. Ayrıca vücuttaki yağın dağılımı da selülit geliştirebilir. Selülitin dereceleri vardır.

  • 1. Derece: Ayaktayken veya yatarken portakal kabuğu görünümü fark edilmez. Cilt sıkıştırıldığında fark edilir.
  • 2. Derece: Ayaktayken veya otururken portakal kabuğu görünümü fark edilir ancak uzanırken fark edilmez.
  • 3. Derece: Uzanır pozisyondayken de portakal kabuğu görünümü belirgindir.

Selülit Tedavi Yöntemleri

Selülit için birçok tedavi yöntemi vardır. En bilinen yöntemler ise andülasyon, ozon terapi, akustik dalga tedavi, radyofrekans ve lazerdir.

1. Andulasyon

Andülasyon kızılötesi ışın sistemi ile çalışarak bölgedeki lenf ve kan dolaşımını hızlandırır. Bu sayede selülitli görünümü azaltır. Ek olarak bölgedeki yağlanmayı azaltıp varis gelişimini önler

2. Ozon Terapi

Bir mikro-dolaşım problemi olan selülit, dolaşım ve yağ metabolizması üzerinde önemli bir etkisi olan ozon terapisi sonucunda, ileri derecede düzelme göstermektedir. Ozon atmosferde bulunan bir gazdır ve güneşten gele yüksek enerji yüklü ultraviyole ışınlara karşı koruyucu bir filtre görevi görür. Ozon terapi için ozon saf halde kullanılmaz, özel jeneratörlerde saf oksijenden üretilir.  Ozon terapinin farklı uygulama yöntemleri vardır.Bu tedavini bilinen bir yan etkisi yoktur ancak hassas bünyelerde alerjik reaksiyonlara, akciğer hasarına, boğazda irritasyona ve göz hasarına sebep olabilir.

3. Akustik Dalga Tedavi

Kimyasal madde veya lazer gibi herhangi bir teknik kullanmadan ses dalgaları verilerek uygulanan acısız ve ağrısız bir yöntemdir. Selülitli bölgeye anlık yoğun bir basınç ve titreşim uygulanır. Derinin 6-10 cm altına inerek enerji dalgalarının dokulara nüfuzu sağlanır. Bu işlem sayesinde selülitli bölgenin elastikiyeti artar ve sıkılaşır, selülit görünümünde azalma görülür, yağ dokusunda azalma gözlemlenebilir, kan ve lanf dolaşımı düzenlenir ve kasların uyarılması nedeniyle kas kondisyonu artar.Kalıcı bir işlem değildir.

4. Radyofrekans

Bu tedavi yönteminde hedef yağ hücrelerini küçültmek ve kolajen sentezini artırmaktır. Radyofrekans dalgaları derinin alt tabakalarına nüfuz ederek elastik lifleri ısıtır. Böylelikle o bölgedeki sıkılaşmaya ve kolajen düzenlenmesine neden olur. Ayrıca bölgedeki kan dolaşımı hızlanır ve lenf drenajı sağlanır. Kalıcı bir işlem değildir. İşlem sonrası sağlıklı beslenme, egzersiz ve bol su içme ile tedavinin etkinliği artırılabilir.

4.Lazer

Işık enerjisi, vakum etkisi ve mekanik masaj ile bu tedavi sağlanmaktadır. Işık enerjisi ile büyümüş yağ hücreleri daha geçirgen bir hale getirilir. Geçirgenleşen yağ hücrelerindeki fazla yağ eritilerek sıvı hale getirilir. Uygulama sonrasında  daha yumuşak ve hareketli olan yağ hücreleri, cihazın vakumu ve mekanik masaj ile lenf yollarına aktarılır ve bu sayede vücuttan atılır. Böylelikle kan dolaşımı hızlandırılır, kollajen ile elastik lif üretimi hızlanır ve yağ hücreleri olması gereken yapılara dönüştürülür, deri ve yağ dokusu arasındaki bozukluklar azalarak deri yüzeyindeki selülit görüntüsü iyileşir. Bilinen ciddi bir yan etkisi olmaması ile birlikte hamile ve emziren annelere, karaciğer ve böbrek yetmezliği olanlara, kanser hastalarına, epilepsi hastalarına ve herhangi bir cilt hastalağı olanlara uygulanmaz.

Selülit ve Beslenme İlişkisi

Selülit ve beslenme ilişkisi tam olarak bilinmese de çoğu araştırmaya göre fazla karbonhidrat tüketimi insülin metabolizmasını bozup vücut yağ oranında artışa sebep olacağından dolayı selülite sebep olabileceği veya var olan selüliti kötüleştirebileceği bilinmektedir. Ayrıca fazla tuz tüketimi ve yetersiz su alımı ödemi artırabileceğinden dolayı selüliti artırabilir. Genel olarak işlenmiş yiyecekler, rafine karbonhidratlar, kızartmalar ve alkol selülit gelişimini destekleyebilir bu nedenle bu yiyeceklerden kaçınmak ve sağlıklı beslenmek gerekir. Selüliti en aza indirmenize yardımcı olacak besinler su açısından zengin gıdalardır. Su bakımından zengin sebze ve meyveler içeriğindeki vitamin ve minerallerden dolayı cildin daha sağlıklı görünmesine yardımcı olur.

Özellikle cilt yapısını içten dışa destekleyen ve sıkılaştıran kolajen cilt altında yerleşen yağ dokusunun toparlanmasını ve selülit görünümünü azaltmasından dolayı kolajen sentezini uyaracak gıdaların tüketilmesi önemlidir. Özellikle A ve C vitamininden zengin gıdalar kolajen üretimini destekler. Ayrıca ananasta bulunan bromelain maddesi kolajen kaybını önler ve anti-enflamatuar etki gösterir. Yağ hücrelerindeki yağın salınımını uyararak yağ metabolizmasını düzenler. Bromelain en çok ananasın içteki sert kısmında bulunur. Ananası tüketirken bromelainden zengin iç kısmını atlamamak veya bromelain takviyesi almak gözle görülür bir değişikliğe neden olacaktır.